Buğday başak olmadan önce kar altında bekler,

Her geçen gün güneşi özler.

Onu görmeden hayata döner,

Güneşi görünce sevdası artar.

Her geçen günse hasattan korkar.

6 Haziran 2011 Pazartesi

Gözlerin ışıl ışıl olmuştur her damlanın sonrasında.


                Acaba yağmur mu ıslatan bedenimi, yoksa gözümden akan her damla yaş mı yağmura kafa tutan.

                Hayat ne kadar zalim olursa biz o kadar mutlu olmalıyız ki onun dediği değil de bizim dediğimiz olsun. Onun derdi kendine olsun. Benim derdim zaten kendime. Başkasına ne….

                Bırak beni dediğin dertler senin aslında baş tacındır. Onlarsız yoksundur yada varlığının farkında değilsindir.

                Bir savaşçının kahramanlığı vücudundaki yaralardan belli olmaz mı ? Onun bedenindeki her çizgi ölüme yaklaştığının, sonrasında ise hayata karşı direnmesinin sonrasında ayakta kalmasının temsili değil mi ?

                Ben buradayım. Elime kelepçe vursalar da hatta ayaklarıma pranga taksalarda buradayım. Bunu değiştirecek güç akıl oyunlarıma sığmıyor. Hayal edemiyorum.

                Sen şimdi ağlıyorsundur da. Gözlerin ışıl ışıl olmuştur her damlanın sonrasında. Farkında da değilsindir şimdi adının. Kimsin, neden buradasın, olman gerektiğini hissettiğin yerde de neden değilsin ?
 
                Eminim sen şimdi ne diyeceğini de bilemiyorsundur da. Bundan bir kaç sene sonra aklına geldiğimde şimdi diyemeyip de o an diyeceğin şeyleri de.

                Hayat ellerini uzattığında istediğini imkanların dahilinde alman değil mi ? Alamayacaklarının da hediye olup önüne sunulması değil mi ? Şimdi ne dersen de artık.

                Her sabah uyandığında aklına gelecek ilk şeyin ne olacağını düşün ilerisi için. Şimdi neyse o zaman da o olacak. Onun için bu sabahı bekle. Çırpın dur sabah olsun diye. Sonra sabah kalkınca ne olacak, ne düşüneceksin sabahın ilk ışıklarında

                Kötü varlık yokluktan iyidir her zaman. Vardır sonuçta ve varlığına sitem edersin. Yoktur ya neye sitem edeceksin. Tatmamışsın bile hatta.

                Bir bilsen hayatına ne zulümlerle giren insanlar var. Zulmün adını bile bilmeyip, onu doğru olarak kabul edenler. Senin derdin dert mi, içindeki kanayan yaranın yanında. O yaranı görmezsin ya işte, sadece hissedersin. Hissettiğin şeyler çok acıtır ama görmediğin için değer vermezsin, önemsemezsin.

                Delikanlı adam bildiğini dosdoğru söyler. Hayata nasıl bakarsan, başkalarının dediği gibi hangi açıdan bakarsan o açıdan görürsün. İstediklerin senin elinde. İstemediklerin ise içinde gizli.

                Her neyse. Senin içindeki sorulara benim şu anki sorduğum sorularla cevap veriyorum değil mi. Onun için her doğru her insan için bir tek doğrunun olmadığı anlamına geliyor bence.

                Her insan önemsenilmek ister. Bazen önemsenilmek de yetmez. Gerçekten sevildiğini bilmek ister insan. Bu önemsenilmeden de olur, belki de haberin bile olmaz bundan.

                Sen sadece hayatı akışına bırak, ellerini uzat gitsin. O gideceği yeri bilir, çünkü onun yeri bellidir. Her şeye rağmen buradayım.




                                                                           Osman ŞİMŞEK
                                                                           04.03.2007 / 00.50

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder